BZMFRM,Oyun Arşivi,Program Arşivi,Online Oyunlar,Knight,Metin2,CS,Ödev Arşivi,Online,Slayt,İndir
Merhaba Ziyaretçi,
Formumuza Hala Kayıt Olmadınmı?
Formumuzdan Faydalanmak İstemezmisin?
Forumda Bilgi Paylaşımı Yapmak İstemezmisin?
Moderatorlermize Ödevlerin Hakkında Soru Sormak İstemesmisin?
Tabiki İstersin O zaman Ne Duruyorsun Hemen Kayıt Ol ve Bilgilermizden Faydalan..


BZMFRM,Oyun Arşivi,Program Arşivi,Online Oyunlar,Knight,Metin2,CS,Ödev Arşivi,Online,Slayt,İndir


 
AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yap  


Paylaş | 
 

 ELif Safak - Ask (Kitap Özeti)

Aşağa gitmek 
YazarMesaj




Kayıt tarihi : 01/01/70
Aktiflik :
998 / 999998 / 999

Deneyim :
998 / 999998 / 999

Saygınlık :
998 / 999998 / 999

Seviye :
100 / 100100 / 100


MesajKonu: ELif Safak - Ask (Kitap Özeti)   Salı Ocak 11, 2011 4:12 pm

ELif Safak - Ask (Kitap Özeti)












[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


Aşk
Elif Şafak
· Doğan Kitap



· Basım Tarihi : 03 - 2009
· ISBN : 9786051111070
· Sayfa Sayısı : 420


Ya ortasındasındır AŞK'ın merkezinde; ya da dışındasındır hasretinde..
Ella Rubinntain (40) Amerikalı bir ev kadınıdır. Tipik burjuva
değerlerinin hâkim olduğu oldukça varlıklı bir ailesi düzenli ve
görünüşte 'sorunsuz' bir evliliği vardır. Üç çocuğunu da büyüttükten
sonra bir yayınevinde editör-asistanı olarak iş bulur; görevi A. Z.
Zahara adlı tanınmamış bir yazarın tasavvuf felsefesini konu alan tarihi
romanını değerlendirmektir.

Ancak hayatının kritik bir döneminde eline aldığı bu kitap hiç
beklemediği bir şekilde Ella'yı derinden sarsacak dünyevi aşkı keşfetmek
adına zorlu ve tehlikeli bir yolculuğa çıkmasına neden olacaktır.

Hayatlarımızın durgun gölünü dalgalandıran taş misali yüzleşmek zorunda
olduğumuz sıkıntılar acılar… ve aşkın peşinde kat etmek zorunda
olduğumuz zorlu yollar ödediğimiz bedeller…
Aşk… kitap içinde bir kitap hayatın anlamı peşinde bir aşk macerası…
Aşk… Elif Şafak'tan arayışa gerçeğe ve keşfetmeye dair bir roman.


------------------------------


Karşınızda Elif Şafak’ın “Aşk” romanında bahsedilen “40 kural”


Hayatta karşımıza çıkan şeyler belli şekillere bürünürler bunları
gruplayacak olursak aşağıdaki liste çıkar karşımıza. Benim için önemli
olan deneyimlerin hangi şekle bürünerek geldiği ya da hangi gruba ait
olduğu değildir.
Önemli olan olanı hayır ve şer diye ayırmadan olduğu gibi kabul etmek ve
sorumluluklarımızı yerine getirerek bir üst zemine çıkıp yeniden
sıfırdan başlayabilmektir.



Toprak: Hayattaki derin sakin katı şeyler…
Su: Hayattaki akışkan kaygan ve değişken şeyler…
Rüzgar: Hayattaki terk göç ve devr eden şeyler…
Ateş: Hayatta yakan yıkanyok eden şeyler..
Boşluk: Hayatta varlıklarıyla değil yokluklarıyla bizi etkileyen şeyler…


Birinci Kural: Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız
kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dendi mi öncelikle
korkulacak utanılacak bir varlık geliyorsa aklına demek ki sende korku
ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok eğer Tanrı dendi mi evvele aşk
merhamet ve şefkat anlıyorsan sende de bu vasıflardan bolca mevcut
demektir.


İkinci Kural: Hak Yolu’nda ilerlemek yürek işidir akıl işi değil.
Kılavuzun daima yüreğin olsun omzun üstündeki kafan değil. Nefsini
bilenlerden ol silenlerden değil!

Üçüncü Kural: Kuran dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahire
manadır. Sonraki batıni mana. Üçüncü batıninın batınisıdır. Dördüncü
seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayesiz kalır tarif etmeye.

Dördüncü Kural: Kainattaki her zerrede Allah’ın sıfatlarını
bulabilirsin çünkü O camide mescitte kilisede havrada değil her an her
yerdedir. Allah’ı görüp yaşayan olmadığı gibi O’nu görüp ölen de yoktur.
Kim O’nu bulursa sonsuza dek O’nda kalır.

Beşinci Kural: Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl
temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. ‘Aman sakın kendini’ diye
tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: ‘bırak kendini ko
gitsin!’
Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır harap düşer. Halbuki
hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir
kalpte var!

Altıncı Kural: Şu dünyada çatışma önyargı ve husumetlerin çoğu
dilden kaynaklanır. Sen sen ol kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında
dil zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur.

Yedinci Kural: Şu hayatta tek başına inzivada kalarak sadece
kendi sesinin yankısını duyarak Hakikat’i keşfedemezsin. Kendini ancak
bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.

Sekizinci Kural: Başına ne gelirse gelsin karamsarlığa kapılma.
Bütün kapılar kapansa bile sonunda O sana kimsenin bilmediği bir patika
açar. Sen şu anda göremesen de dar geçitler ardında nice cennet
bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi
dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir.

Dokuzuncu Kural: Sabretmek öyle durup beklemek değil ileri
görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü geceye bakıp
gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi
tatlı tatlı emer hazmeder. Ve bilirler ki gökteki ayın hilalden dolunaya
varması için zaman gerekir.

Onuncu Kural: Ne yöne gidersen git -Doğu Batı Kuzey ya da Güney
-çıktığın her yolculuğun içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi
içine yolculuk eden kişi sonunda arzı dolaşır.

On Birinci Kural: Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz ana
rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni ve taptaze bir “Sen” zuhur
edebilmesi için zorluklara sancılara hazır olman gerekir.

On İkinci Kural: Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her yolcu
istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da
değişmeyen yoktur.

On Üçüncü Kural: Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla
sayıda sahte hoca şeyh şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya
ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir.
Tutup da ona hayran olmaya değil.

On Dördüncü Kural: Hakk’ın karşısına çıkardığı değişimlere
direnmek yerine teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber
aksın.” Düzenim bozulur hayatımın altı üstüne gelir “diye endişe etme.
Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

On Beşinci Kural: “Allah içte ve dışta her an hepimizi tamama
erdirmekle meşguldur. Tek tek hepimiz tamamlanmamış bir sanat eseriyiz.
Yaşadığımız her hadise attığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz
için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü
beşeriyet denen eser kusursuzluğu hedefler.”

On Altıncı Kural:
Kusursuzdur ya Allah O’nu sevmek kolaydır. Zor
olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir
şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan
ötekini Yaradan’dan ötürü yaratılanı sevmeden ne layıkıyla bilebilir ne
layıkıyla sevebilirsin.

On Yedinci Kural: Esas kirlilik dışta değil içte kisvede değil
kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün
yıkandı mı temizlenir suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik
kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.

On Sekizinci Kural: Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla
insanın içinde gizlenmiştir. Şeytan dışımızda bizi ayartmayı bekleyen
korkunç bir mahluk değil bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde
ara; dışında başkalarında değil. Ve unutma ki nefsini bilen Rabbini
bilir. Başkalarıyla değil sadece kendiyle uğraşan insan sonunda mükafat
olarak Yaradan’ı tanır.


On Dokuzuncu Kural: Başkalarından saygı ilgi ya da sevgi
bekliyorsan önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen
birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana
diken yolladı mı sevin. Yakında gül yollayacak demektir.

Yirminci Kural: Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude
bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle
yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

Yirmi Birinci Kural: Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık.
Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi hiç şüphesiz öyle
yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek kendi doğrularını başkalarına
dayatmaya kalkmak Hak’ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.

Yirmi İkinci Kural: Hakiki Allah aşığı bir meyhaneye girdi mi
orası ona namazgah olur. Ama bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona
meyhane olur. Şu hayatta ne yaparsak yapalım niyetimizdir farkı yaratan
suret ile yaftalar değil.

Yirmi Üçüncü Kural: Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş
rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar
ciddiye alır ki ağlar perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz
şöyle bir kurcalar oyuncağı kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir ya
kıymet bilmeyiz.
Aşırılıklardan uzak dur. Sufi ne ifrattadır ne tefritte. Sufi daima orta yerde…

Yirmi Dördüncü Kural: Madem ki insan eşref-i mahlukattır yani
varlıkların en şereflisi attığı her adımda Allah’ın yeryüzündeki
halifesi olduğunu hatırlayarak buna yakışır soylulukta hareket
etmelidir. İnsan yoksul düşse iftiraya uğrasa hapse girse hatta esir
olsa bile gene de başı dik gözü pek gönlü emin bir halife gibi
davranmaktan vazgeçmemelidir.

Yirmi Beşinci Kural: Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte
arama. İkisi de şu an burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız hesapsız
ve pazarlıksız sevmeye başarsak cennetteyiz aslında. Ne vakit
birileriyle kavgaya tutuşsak; nefrete hasede ve kine bulaşsak tepetaklak
cehenneme düşüveririz.

Yirmi Altıncı Kural: Kainat yekvücut tek varlıktır. Her şey ve
herkes görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma;
bir başkasının hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki
dünyanın öte ucunda tek bir insanın kederi tüm insanlığı mutsuz
edebilir. Ve bir kişinin saadeti herkesin yüzünü güldürebilir.

Yirmi Yedinci Kural: Şu dünya bir dağ gibidir ona nasıl
seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf
çıkarsa hayırlı bir laf yankılanır. Şer çıkarsa sana gerisin geri şer
yankılanır.
Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur sen o insan hakkında kırk gün
kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin her şey
değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse dünya değişir.

Yirmi Sekizinci Kural: Geçmiş zihinlerimiz kaplayan bir sis
bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne
geleceğimizi bilebilir ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu
an’ın hakikatini yaşar.

Yirmi Dokuzuncu Kural:
Kader hayatımızın önceden çizilmiş olması
demek değildir. Bu sebepten” ne yapalım kaderimiz böyle “ deyip boyun
bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamı değil sadece yol
ayırımlarını verir. Güzergah bellidir ama dönemeç ve sapaklar yolcuya
aittir. Öyleyse ne hayatın hakimisin ne de hayat karşısında çaresizsin.

Otuzuncu Kural: Hakiki Sufi öyle biridir ki başkaları tarafından
kınansa ayıplansa dedikodusu yapılsa hatta iftiraya uğrasa bile o ağzını
açıp da kimse hakkında tek kelime kötü laf etmez.
Sufi kusur görmez. Kusur örter.

Otuz Birinci Kural: Hakk’a yaklaşabilmek için kadife gibi bir
kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir.
Kimi bir kaza geçirir kimi ölümcül bir hastalık; kimi ayrılık acısı
çeker; kimi maddi kayıp… Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat
veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar;
kimimiz ise ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.

Otuz İkinci Kural: Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki
Tanrı’ya saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını
başkalarını dışlamak yakut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan
uzak dur dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma. İnancın büyük
olsun ama inancınla büyüklük taslama!

Otuz Üçüncü Kural: Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken
sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı.
Nasıl çömleği tutan dışındaki biçim değil içindeki boşluk ise insanı
ayakta tutan da benlik zannı değil hiçlik bilincidir.

Otuz Dördüncü Kural: Hakk’a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik
demektir. Tam tersine böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı
gerektirir. Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi
bırakır; emin bir beldede yaşar.

Otuz Beşinci Kural: Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz.
Mümin içindeki münkirle tanışmalı Tanrıya inanmayan kişi ise içindeki
inananla. İnsan-ı Kamil mertebesine varana kadar gıdım gıdım ilerler
kişi. Ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır.

Otuz Altıncı Kural: Hileden desiseden endişe etme. Eğer birileri
san tuzak kuruyor zarar vermek istiyorsa Tanrı’da onlara tuzak
kuruyordur. Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem
karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır ne
bir katre şer.
O’nun bilgisi dışında yaprak bile kımıldamaz. Sen sadece buna inan!

Otuz Yedinci Kural: Tanrı kılı kırk yararak titizlikle çalışan
bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki sayesinde her şey tam zamanında
olur. Ne bir saniye erken ne bir saniye geç. Her insan için bir aşık
olma zamanı vardır bir de ölme zamanı.

Otuz Sekizinci Kural:
’Yaşadığım hayatı değiştirmeye kendimi
dönüştürmeye hazır mıyım?’ diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç
yaşında olursak olalım başımızdan ne geçmiş olursa olsun tamamen
yenilenmek mümkün.
Tek bir gün bile tıpatıp aynıysa yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.

Otuz Dokuzuncu Kural: Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır.
Bu dünyadan giden bir hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst
insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiçbir zaman bozulmaz
her şey yerli yerinde kalır merkezinde… Hem de bir günden bir güne
hiçbir şey aynı olmaz.
Ölen her Sufi için Yeni bir Sufi daha doğar.

Kırkıncı Kural: Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba
ilahi aşk peşinde mi koşmalı mecazi mi yoksa dünyevi semavi ya da
cismani diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. AŞK’ın ise hiçbir sıfat
ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır merkezinde ya da dışındasındır hasretinde.

Bu kuralların sadece ekranda okuduğunuz yazıdan ibaret olmamasını
hayatınızın içinde yer almasını ve karanlık noktalarınızı aydınlatan
ışık olmasını dilerim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
ELif Safak - Ask (Kitap Özeti)
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
BZMFRM,Oyun Arşivi,Program Arşivi,Online Oyunlar,Knight,Metin2,CS,Ödev Arşivi,Online,Slayt,İndir :: Genel Bilgiler :: Kitap Özetleri-
Buraya geçin: